IT sektorüne gönül vermiş kişilere çevrelerinde  genelde Ingillizce sıfatlar olan “Geek”, “Nerd” gibi isimler ile anılır. Ancak bu sıfatlar altında yatan kişilerin sosyal statüsünü bu altaki grafik oldukça iyi özetliyor.

Tabii bu kişiler ile bulunduğunuz ortamda geçen diyaloglar ve tartışmalar farklı şekillerde karşınıza çıkıyor. Mesela bir tartışma anında fikrinize itiraz edenlerin tutumu  için Paul Graham‘ın Nasıl itiraz edilmeli? yazısında ki karşıtlık hiyerarşisi içinde aşağıdaki gibi anılıyor.

E-posta listelerinde sık sık karşılaştığımız,  sizi bir konuyu açtığınıza açacağınıza pişman eden “dork” lar bu piramidin en altındaki  davranışlar sergiliyor.

Continue reading ‘Sosyal Durumlar,’ »

Yaş otuz beş yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.

Şakaklarıma kar mı yağdı, ne var
Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz
Ya gözler altındaki mor halkalar
Neden öyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar

Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.

Hayâl meyâl şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir,
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç fark ettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar
Nerden çıktı bu cenaze Ölen kim
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.

Neylersin ölüm herkesin başında,
Uyudun uyanamadın olacak.
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misâli o musalla taşında.

Cahit Sıtkı Tarancı

Hatırlatmış olmasa kollarımda uyuyan bir melek unutacağım nerdeyse. İşte benim için bugün bu ölümsüz beşlikleri söyleme zamanı…

Türker, Bora ve Ben dün gece planlarımızı ince ayrıntılarına kadar yaptık, sabah erkenden planımızı uygulamak için anlaşıp uykuya çekildik.

Sabah uyandığımızda Bora ile iletişimi kaybetmemiz bizi yıldırmadı. Türker ile kol kola Ümitköy ‘e doğru K.Deniz Öğüt‘ün evinin yolunun tuttuk.

Deniz bizi kapıda karşıladı. Nescafe, çay ve annesinin yeni pişirdiği nefis kek ile çok güzel ağırladı. Sabah serinliğinde yaptığımız sohbetin ardından Dernek Defterlerimizi geri alıp işimize döndük.

Sn. Genel Sekreterim

Türker arabadan inerken bu anı da uyduruk fotoğraf makinam ile böyle ölümsüzleştirelim dedik.

Edit: Bu arada Türker ile bugün bir karar verdik. Önümüzdeki LKD genel kurulunda yapılacak seçimlerde, Denetleme Kuruluna bir liste ile aday olmayı planlıyoruz. Benzer denetleme anlayışına sahip lkd üyelerinin bir program duyurarak denetleme kuruluna aday olmasının derneğin genel kuruluna bir canlılık getireceğini düşünüyoruz.

Oğlumuz Bora 2006 şenliğinin hemen sonraki günü dünyaya gelmişti. Abisi Doruk Can ise bu sene 7. yaşını bitirdi. Şenliğin 3. günü ODTU GVO 1. Sınıf okuma bayramına katıldık. Doruk Can ‘ın gösteride ki Rock’n Roll performansını ağzımız açık seyrettik.

Okul çıkışında beraber ODTU KKM ‘ye uğradık. Bu şekilde aileme son haftalarda gece gündüz ne ile uğraşmakta olduğumu gösterme şansım oldu.

Kids Wife

Zaman göz açıp kapayıncaya kadar ne hızlı geçiverdi işte. Bora bu sene şenlikte ilk adımlarını abisinin Doruk Can ‘ın ellerinden tutarak attı. Önümüzdeki hafta ilk yaşını kutlayacak.

Darısı nice mutlu şenliklere diyelim :)

Edit: Güzel fotoğrafları için Volkan ‘a sonsuz teşekkürler

Saat 00:30 ofisten bir kesit:

ofis

Ilerdeki afişler, boy boy TUX ‘lar yaka kartı makrome ipleri, selobantlar

MFYZ ‘nin de ceketi …

Edit: Birde promosyonlu yarışma yapalım. Her iki resimdeki afişlerde 4 farkı bulan ilk kişiye şenlikte bira ısmarlıyorum.

Edit2:  4 gün sonra gelen edit, bir şenlik linki vermemişiz, ayıp olmuş. Özür dilerim.

Şimdi sizin kafanızda iki soru var..

1- Afiş nedir?

2- Neden asılır?

Sıradan bir afiş genelde kendi kendine ortaya çıkmaz, basılıp çoğalmaz, etrafa dağılmaz oraya buraya asılmaz. Bu iş için ciddi bir insan gücü ve organizasyon gerekir.

Bazıları bunun neden aklıma geldiğini düşünebilir, ancak nedense son üç yıldır bir şekil bu şenlik afişi organizasyonu içinde yer alıyorum. O yüzden kendime sık sık soruyorum.

2005 yılındaki şenlikte ilk kez afiş dağıtımı ile görevlendirilmiştim, Afişler ofisime geldiğinde şenliğe bir haftadan az bir süre vardı. Geçen sene afiş etkinliğini günlüğüme de yazmışım. Yine bizim ofiste şenliğe 10 gün kala Erdinç ve Doruk ile yerlerde sürünerek afiş paketlemişiz.

Bu sene sağolsun Türker çabaladı durdu, tasarımlar, logolar, basımlar, paketler halledildi. Ne vaktini harcadı bir kendi bilir birde ben bilirim.

Ben istemezmiydim sanıyorsunuz 3 senedir bu iş bir sihirli değnek ile hallolsun, aylar once afişler kendiliğinden dağılıp yapışıversin duvarlara..

Neyse, her sene yaptığım gibi bu pazar günü de arabama yükleyeceğim arta kalan afişleri ve selobantı. Tüm diğer Linux gönüllüleri gibi gönül koyduğum bir amaç uğruna çabalıyacağım elimden gelenin en iyisini.

Bu sefer de teşekkürlerim görev alan ve çalışan tüm diğer gönüllü arkadaşlarıma olacak. Yine bu şenlikte sabırsızlıkla bekleyeceğim kapanış ve ödül törenini. Tüm yıl boyunca çalışan ve üreten penguenleri var gücümle alkışlamak için.

Artık çıldırmış olduğumu düşünebilirsiniz. Şenlik işlerine böylesine zaman harcadıktan sonra biraz rasyonellikten uzak düşünüyor olabilirim.
Ancak Linux gezegeni ile ilgili son günlerde yazılan girdileri -benimkiler de dahil- biraz endişe ile izliyorum.

Benim gibi saçma endişeler duymuyor olabilirsiniz. Eğer böyle düşünüyor iseniz lütfen yazının bundan sonrasını okumayın. Ancak merak edenlere bunu bir şekilde gündeme getirmek istedim.

Öncelikle ne mutlu ki Penguen Aranıyor ilanlarına başvurup Linux Gezegen’inin yönetimide olmak isteyen birkaç dernek gönüllümüz var. Doğru düşünecek olursak bu sevgili arkadaşlar işe başlayınca önce tam olarak ne yapmaları lazım onların bir bilgi vermemiz gerekiyor. Bu konuda çeşitli günlüklerde çeşitli yazılar yayınlandı. Ancak çok da birşey çıkmadı.

Adı üstünde bir gezegen yöneticisi nedir ne yapar? Hangi doğrultuda yapar? Yaptığı iş sadece gezegene inmek yada ayrılmak isteyen günlük yazarlarına hizmet mi etmek olmalıdır nedir?

Linux gezegeninin olma sebebi özgür yazılım üreten geliştiricileri ve/veya LKD dünyasında çalışan insanların (seminer, stand vs) günlük yaşantılarından kesitler biraraya getirmek diye yola çıkarsak:

Yazarların günlükleri kendi dünyalarını yansıtır, onlara karışmak kimsenin haddi değildir. Ancak gezegende yayınlanacak içerik için bunu söylemek yeterli mi? Başka kuralların olması gerekir mi?

  • Uzun girdi yazılıları olmalı mıdır? Yoksa basit bir girişten sonra kesilmeli midir?
  • Yayınlanacak yazılarda özgürlüklerin bir sınırı olmalı mıdır? Olacaksa nedir? Kişisel haklara saldırı gezegen’de katlanılabilir birşey midir?
  • Günde 10 tane girdi yapmak yakışık alır mı? Yada kimseyi ilgilendirmez mi nedir?
  • Tek satırlık mod_zaptiripoptorik_odbc_ultra version 999.999.999 çıktı gibi komedi ‘freshmeat‘ girdileri hoş mudur? Herkez yapmalı mıdır?
  • Bunlara kafa yormak boş mudur nedir? Gezegeni kendi haline bırakmak mı lazım gelir? Bir otokontrol yapılacaksa bunun ayrıntıları nedir?
  • Gezene yonetimi I_dont_understand_cg gibi banner yayınlanmalı mıdır?
  • Gezegen’de mesela google reklamları yer almalı mıdır? LKD ‘ye para kazandırmalı mıdır?

Gibi birçok soru aklıma gelir. Şimdi yazının üstünde uyarmıştım okumayabilirsiniz diye. Ama sözümü dinlemeyip burlara kadar okuduysanız bunlara artık bir yorum yapmanız gerekiyor.

Gezegende yer alan günlük sahipleri ve okuyucuları bu konunda görüşlerini bildirirlerse yeni gezegen yönetimine aktaracak güncel bir fikir birliği oluşturulabilir ümidini taşıyorum.

Yoksa buna benzer sıkıcı yazılar ile herkes bunalır.( Yada belki de gezegen, mahkeme yolu ile kapanır)

Hamiş/ps/dip not: Bu girdi bir LKD üyesi olarak yazılmış olup herhangi bir YK kararını yansıtmamaktadir .

LKD yönetim kuruluna yapılan eleştirilerde, Dernek faaliyetlerinin zayıfladığı yeni ve yaratıcı etkinliklerin sağlanamadığı eleştirisine bende katılıyorum. Bu zayıflığın sebebinde Dernek üyelerine ve dernek gönüllülerine yeterince ulaşamamış olmamız ve idari kadrolarda görev almak isteyen gönüllülerimize dernek kurulduğundan beri olanak sağlayamamız olduğunu düşünüyorum.

Bu sorunun altında derneğin soluk alıp vermesine ancak yetecek kadar bir gönüllü topluluğu ile çalışıyor olmamız yatıyor. Tezat o ki Derneğe yapılan gönüllü başvuruları ise her yıl giderek artıyor.

Geçtiğimiz haftalarda gönüllü penguenlerin kaydını tutmak ve onlar ile iletişimi çabuklaştırabilmek için gerçekleştirdiğimiz Penguen Veritabanı projesinden bahsetmiştim. Bu veritabanında bir aydan kısa sürede yüzlerce başvuru geldi. Tabii bu veritabanı yanında bu gönüllüler ile iletişim kuracak ve onlara yol gösterecek bir penguen-cg ‘nin etkinliği de kaçınılmaz olarak devam ediyor. Son bir aydır devam eden bu faaliyetlere bir yenisini daha ekliyoruz.

Penguen-cg çalışmalarında işleri hızlandırmak için ihtiyaç duyduğumuz dernek görevler’, için duyuruları yayınlayacağımız bir Penguen Aranıyor bölümü eklendi. Yine MFYZ ‘nin eseri. (Beta tester ‘imiz Didem ‘e de binlerce kez teşekkürler)

note3.png

Dernek çalışmalarında görev almak istiyor ve açıkta bulunan pozisyonlara merak ediyorsanız derhal Penguen Aranıyor ‘a ilginizi bekliyoruz.

LKD yönetim kurulunda çalışmaya başladığımızdan beri süregelen eleştiriler son iki haftada artarak dayanılmaz boyutlara geldi.

“….Mevcut YK ‘nın meşru olmadığından tutun da, Derneğin lekelendiğine dağir ağır eleştirilerin yöneltildiği, entirika çeviren biz ‘buldumcukların’ vizyonsuz, misyonsuz olarak derneği babasının çifliği gibi yönetmekte olduğu, üretemeyen ve üretenlerin de kanını emen, tiksindirici işler yapan hastalıklı bir topluluk olduğumuz…” iletildi açık açık.

Bu üst paragraftaki kelimelerin hepsini gezegen.pardus.org.tr ‘daki yazılardan ve tarafımıza iletilen e-postalardan derleyip bir cümlede biraraya getirince karşıma böyle bir paragraf çıktı .

Kusura bakmayın bu denli eleştiriye kulak tıkamak kimsenin haddi değildir. Ancak burada hiç istemediğim bir çekişme içinde polemiğe girmek istemiyorum. Burada isteğim yapıcı eleştiri ile yıkıcı aşağılayıcı eleştiri arasındaki farkı dikkatinize sunmaktır.

Acaba gezegen.pardus.org.tr ‘da LKD ‘ye karşı yapılmakta olan bunca karalamaya karşı özgürlüklerin de bir sınırı olmalı mıdır? Yoksa Dernek iç işleri ile ilgili eleştirilerini yayınlayan LKD üyelerinin bu kadar sert ve yanlı çıkışlarının, gezegen.pardus.org.tr ‘da bir araya gelmesi sadece vahim bir tesadüf müdür?

O halde kafamda oluşan bu soruyu daha açık bir şekilde Sayın Erkan Tekman ‘a ileteyim:

‘Linux’ tarafını temsil eden siz ile ‘kullanıcıları’ tarafını temsil eden bizim aramızda bu şekilde bir hasmaniyetin ortaya çıkması sizin mi ? yoksa bizim mi yararımıza olacaktır?

Unutmayalım LKD adına karar veren 7 adet Yönetim Kurulu üyesi vardır. LKD görüşlerini bu 7 kişinin oy çokluğu ile belirler. Bu Türkiye ‘deki Linux kullanıcılarının bir mozayiğini temsil eder. LKD’nin Türkiye ‘nin erişilebilecek her yerine etkinlikler düzenleyerek Pardus başta olmak üzere Linux ve özgür yazılımı yaygınlaştırılması için gerekli çalışmaları yapma kararı geçerlidir.

Açıkça bu 7 YK üyesi içinde Pardus ‘un öne çıkmasına itiraz edenlerde vardır. Ancak kabul edersiniz ki bu demokratik bir örgütün ve özgürlükçü bir çoğulculuğun doğasındadır. Bu doğaya savaş açmak ve asimile etmeye çalışmak peşinde koştuğumuz özgürlüklere geri dönülmez zararlar verecek, ortak hedefimize ulaşmamızı imkansız hale getirecektir.

LKD-YK ‘da sadece 1 oy hakkım olan kendi adıma sizinle el sıkışıp işbirliğimizi güçlendireceğimize ve ortak bir hedef için mücadele edeceğimize inancım devam ediyor. Lütfen bu konuda yıkıcı değil yapıcı adımlar atmak için beraber çaba sarfedelim.